ATEŞİ ÇAM KOZALAĞI

Ali Baba Karakaş – 17 Şubat 2026

Kayıp giden gençliğimi kimden sorayım?
Ne çok birikmiş içimde yarım kalmış hayallerim.
Gel, otur yanıma; usulca sokulayım düşlerine,
harmanlayalım senin düşlerini benim hayallerimle.

Hayalimde büyüttüğüm sevdayı
ben anlatayım, sen çiz resmini.
Yaşayamadım seni sevda gibi, aşk tadında;
hayat, bana hiç mi acıman olmadı?

Yaban ellere düştüm, kayboldum; sıla soğuk.
Öksüz kaldım yokluğuna, dost diyemedim acına.
Sözü yalan, özü yaban olan dost olur mu?
Ben senden kaçtıkça üzerime geldin hayat.

Baharımı benden çaldılar, yağmursuz kaldım.
Yaz mevsimi istedim, “yok” dediler.
Sonbahara razı geldi gönlüm, o da gelmedi;
sana kaldım kış mevsimi—misafirin olayım.

Sende kalıcı değilim, umut yolcusuyum;
gönlüm çorak toprak gibi kurumadan
yağmur ol, yeşert içimdeki sevdayı;
hayalimde değil, düşlerimdeki kadınım ol.

Seni gönlüme Anadolu kilimi gibi dokudum;
motif motif işledim her bir cümleni.
Sarı, yeşil, kırmızı bir bağ ördüm alnına;
papatyadan bir taç yaptım—kurumadan gel.

Dağları mesken tuttum, gönlümün kadını;
hayallerimden çık, gerçeğim ol da gel.
Bir çam kozalağında ateş yaktım;
alevler gökyüzüne yükseldi, kelebekler dansa durdu.