Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026
Söyle bana gönül...
Ben neredeyim?
Yıldızların sustuğu bir göğün altında mıyım,
yoksa gökyüzü mü terk etti çocukluğumu?
Yabancı ben miyim bu şehre,
yoksa şehir mi bana yabancı
kim bilir?..
Gurbet çöktü üstüme bir gece,
dilini bilmediğim sokaklar
üstüme yürüdü sessizce.
Ben Zazakî bir çocuktum sadece;
annemin mezar taşına sığınan bir çocuk...
Dilim lal oldu, gözlerim konuştu,
her taşını ezberledim İzmir’in
ama yine de kayboldum kendi içimde.
İndim gara;
yüksek binalar bir orman gibi çullandı üstüme.
Adımı bilmeyen yüzler,
bakışlarıyla dövdü beni.
Her korkum büyüyünce
aklıma mezar taşı geldi annemin
çocuk yüreğim orada titrerdi,
orada güçlü hissedersin kendini.
Denizi gördüğüm günü hatırlıyorum:
Su sandım, koştum kana kana içmeye...
Dudaklarım tuza değince
ağladım sessizce.
Köyde dağ göllerinden içerdik suyu;
ben bilmezdim denizin içilmediğini.
Ben bilmezdim bazı suların
çocuğu daha çok susattığını.
Ülkem vardı:
adı yasaklanan, dili dövülen,
bir çocuğun yüreğine saklanmış bir ülke.
Ben o ülkenin tomurcuk sesiydim,
rüzgârıydım, çığlığıydım...
Ama kentler bana yabancıydı,
ben de onlara.
Büyüdükçe küçüldüm bu şehirde;
şamarı yedim, ağlamadım.
Öfkeyi içime gömüp
sevgiyi büyüttüm.
Ben sokakları güldüren o sessiz çocuk,
karanlığa mum yakan o zavallı çocuk
kimse bilmedi ki içimde
koca bir ülke sürgündü.
Ve bir gün...
Sen düştün gönlüme,
adınla aydınlandı bütün karanlıklar.
Sevda değdi yüreğime,
annemin elinin sıcaklığı gibi.
Beni kendime çağıran
ince bir ışıktın sen;
ben sende büyüdüm,
sende unuttum gurbeti.
Çocukluğum bir şarkı gibi akardı gözlerinde;
dilimi ilk kez saklamadan konuştum seninle.
Sen anladın...
Benim ülkem yoktu belki,
ama yaram vardı.
Sen elini koydun o yaraya
acı çekmedim,
ilk kez sevildim.
Ben neredeyim gönül?
Bir yarısı çocuk,
bir yarısı sürgün,
bir yarısı aşkla bütünlenen bir adam mıyım?
Ben neredeyim?
Belki bir annenin yokluğunda,
belki bir ülkenin yasaklı adında,
belki de senin kalbinde saklıyorum kendimi.
Ve bil ki sevgilim;
Ben her karanlığın içinden
senin sesinle çıktım.
Kökleri koparılmış bir halkın çocuğuydum ben;
sen beni toprağa bağlayan nefes oldun.
Artık soruyorum kendime:
Ben neredeyim gönül?
Senin olduğun yerdeyim.
Hem kayıp, hem tamamım