KASIMPATI

Ali Baba Karakaş – 17 Şubat 2026

Kasımın soğuğunda açtın gönlüme,
solmuş günlerin ortasında taze bir nefes.
Yaprakların titrerken usulca dokunuşunla,
her bir yaprağındaki ayrı renk dokundu yüreğime.

Elin değdiğinde serinler akşam;
ıslak toprakla karışır reyhan kokusu.
Mor kasımpatı gibi durur adın,
gökyüzünde sönmeyen bir ışık gibi.

Rüzgâr üfler, poyraz yürür üstümüzden;
sen, susmayan cümlesin dudaklarımda.
Her bir yaprağın, kat kat sır gibi,
siper olur üşüyen kalbime karşı.

Bakışın değdi mi çoğalır renkler;
beyazın bembeyaz, geceye ışık.
Kulağıma eğilen en ince rüzgâr
“geç geldim,” der, “ama dönmedim hiç.”

Teninin kokusu yağmur sonrasıdır;
yanımda titrer nazlı bir kırlangıç.
Dizlerin kıyım, ellerin kıyı,
dalga dalga vurur içime aşkın.

Adını içime kat kat işledim;
her harfi tutuşur, geceyi deler.
Kasımpatı gibi direnen kalbim,
kışın ortasında yine yaza döner.

Gel, üşüyen omzuma baharı serp;
nefesin göğsümde çiçek açsın.
Sevgim ince bir su yolu gibi
içimin en loş yerine değsin.

Ve bil ki, ey güzel; bu sevda kasımpatı,
soğuğa, rüzgâra, zamana direnir.
Takvimlerden yıllar silinse de bir bir,
adın kalbimin en taze yerinde açar.

.