"NEHİR"

Ali Baba Karakaş – 18 Şubat 2026


Bu nasıl çaresiz, çözümsüz bir sevda,
Nereye kaçtıysam ardımdan ulaştı bana.
Ben sürgün oldum, o izimi sürüp geldi;
Gözyaşlarım karıştı koca okyanusa.

Aylar Ekim olunca yüreğim kazınıyor,
Gülmeyi unuttum, ağlamaya düştüm.
Gönlüm, nasıl bir yangına düştüm;
Yürüdüğümüz sokaklar yokluğunda sönüyor.

Kıyısında oturup gözlerine baktığım Nehir,
Yokluğunda öylesine durgun, öylesine ağır.
Sessizce akarken gözyaşım iner Nehir’e;
Ah bir bilsen, soyunup koynuna girmek nasıl çağırır.

Yangın içindeki bedenimle soğuk sularına,
“Akıntına ver beni” derim gurbet diyarında.
Bir yanım sıla diye kanar, sol yanım sevda;
Yüreğimdeki rengârenk nergisler boynu bükük şu anda

Yokluğunun çökerttiği hüzünle ağırlaşır içim,
Bugün seni arar durdum sol yanımda.
Ekimdir; nefesim buğ olur camlarda,
Üşürüm yokluğuna—üşürüm aynı suçsuz gecede.

Aylardan yine Ekim; rüzgâr savurur isimleri,
On dört parçaya bölünür yüreğim her Ekim’de.
Dön, Nehir; bir damla ısıt yeter bu üşüyen şehri—
Ben, gözyaşımı bırakırım usulca senin içindeki denize.