Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026
Sen ay mısın, yoksa sarı yıldız mısın
Sen mi yabancı, ben mi buraya yabancı?
Başındaki sarı papatyadan tacın
Geceme inerken bir ışık gibi
Sen sarılan da, ben arı misali
İşlerim gönlüme aşkın yollarını.
Mevsimler kalın, durdurun zamanı,
Varto’nun soğuğu üşütürken dağları.
Sen kraliçem, ben güzelliğine turab olayım,
Toprağına düşen her adımını kutsayım.
Gözlerine sarı sürme çekmiş Kürdün kızı,
Gecemi gündüze çeviren bir naz ile bakarsın.
Dudaklarında türküm, mısralarım sarıya boyanmış,
Teninde buğday kokusu, saçında güneş saklı.
Oyalı fularını sarı bir düş gibi,
Boy vermiş buğday başağına inat.
Yayık yayar Kürdün kızı, sesi yaylaları dolaşır,
Hele bir gülüşü vardır ki, dağlara meydan okur.
Gıreboğa savurur dileğini göğe,
Gözü yaşlı bir umut düşer toprağa.
Haykırışı yankılanır dar vadilerde,
Gelir göğsüme çarpar bir sızı gibi.
Dillerde sevda türküsü, yolları sana çıkar,
Aşkın rüzgârı eser, savurur saçlarımı.
Yolları soğuktur Varto’nun, kışı keskindir,
Ama senin sarı gülüşün ısıtır her taşı.
Geceleri sularına saldığın gözyaşın
Buz tutan dağlara hayat verir,
Ben seni izlerim, yıldızlar şahittir,
Aşkla dolan her nefesimde ismini fısıldadım.
Dilek ağacına bağladığın sarı oyalı fular
Rüzgârda titrer, sanki kalbinin sesidir.
Bir uçurum kenarında bekleyen umut gibi
Senden yana düşer tüm dualarım.
Ey sarı yıldız, ey Varto’nun karlı güzeli,
Benim yolum sensin, yüreğim sana emanet.