Ali Baba Karakaş – 18 Şubat 2026
Seni düşlerken yalnızlığımla, sevgilim;
duvardaki resmine takıldı gözlerim.
Beyaz entarinde ne de güzelsin,
papatyalar kadar özgür ve narin.
Ceylan gibi asi, masum duruşun;
kirpiklerinin gölgesi yanaklarına.
Nasıl da utanır, al al olur yanakların;
buğday tenin, saçların başak başak.
Omzuna dökülür o saçlar;
bakışlarında geceye doğan ay.
Yıldızlar gömülür bilinmeze,
gözlerin yıldızlara yol alır.
O yıldızlar yüreğime pusula,
dokunur içimdeki en derin sevdaya.
Gül yüzüne hasret kaldım, sevgilim—
sevgi pınarım, ahu gözlüm.
Seni düşledim kır çiçeklerinin arasında;
papatyalardan bir taç ördüm usulca.
Yakışır entarine bu saf güzellik,
yıldızların altında büyüdü sevdam sana.
Masum ve temiz, çocuklar gibi;
baharın çiçekleri kadar zarif.
Denizle gökyüzü kadar cömert;
dokun, sevgilim, yüreğime aşkınla.
Üşüyen bedenimi ateşinle sar;
çorak kalmış yüreğimde papatyalar açılsın.
Gözlerime yıldızlar dokunsun,
yüzüme gülüşler serpilsin.
Yüreğime hoş geldin, güzel sevdam;
sensizlikte yitmiş umutlarım
seninle yeniden filiz verdi,
yalnızlığa düşmüş gönlüme ışık indi.
Sen yoksan, sevgilim,
eksik kalır bu sol yanım;
öksüz kalırım sevdan olmadan,
içimdeki bahar kalır yarım.
Şimdi yüreğime hoş geldin usulca;
yerini buldu yitik sevdam.
Artık her kalp atışımda
adınla uyanır baharım.
bu sol yanım; öksüz kalırım sevdan olmadan, içimdeki bahar kalır yarım. Şimdi yüreğime hoş geldin usulca; yerini buldu yitik sevdam. Artık her kalp atışımda adınla uyanır baharım.