Ali Baba Karakaş – 18 Şubat 2026
Bir nefeslik canım kaldıysa
O da sana feda olsun, özgürlük
Ruhuma acı düştü, nasıl dayanayım
Kalemini üç beş kuruşa satanlara
Aymaz ne demeli, nasıl yanmayayım
Çıplak geldim dünyaya
Ne cep getirdim, ne cüzdan
Çıplak düşerim toprağa
En büyük servetim: onurum
Ne sattım, ne satıldım
Yüreğim kavruluyor yetmezliğe
Bu ne tarifsiz, ne yaman acı
Üç beş talancı hükümdar olmuş
Eşkıyaların adı efendi
Sokakta aç yatan çocuklar
Alınıp satılan körpe bedenler
Yüreklere sessiz çığlık düşmüş
Birleşelim baldırı çıplaklar, ötekiler
Sokaklar bizim, özgürleşsin
Birleşelim, insan seli olup akalım
Bu dünya emeği yaratanların
Ses verin, hayallerimiz yarım kalmasın
Bedenime mum ateşi düştü
Eriyorum damla damla
İlmik ilmik dökülüyor bedenim
Kahpeliklere, düzenbazlara dur de
Kadın, erkek, çocuk—üreten biziz
Kuşan yüreğini, bilincini kılavuz yap
Biz ne dalgalı denizlerde yüzdük
Yağma yok, keşiş kara göründü
Şafakta uğurladık yıldızlara halayla
Yakılan, asılan, yüzülen bizdik
Çobandık dağda, asit kuyusunda yakıldık
Bir gece sevdiklerine veda bakışıyla
Son, hüzünlü bir bakışla baktın mı?
Peşinden “Daye!”, “Apo!” çığlıklarıyla uğurlandın mı?
Ruhuna ateş düştü mü, son çığlıkla
Ak saçlı anan, baban acına öldü mü?
Kayıp ülkenin kaybedileni oldun mu?
Savaşın orta yerinde çocuk oldun mu?
Savaş uçaklarının sesi sana ne etti?
Kayıp ülkenin kayıp kimliği oldun mu?
Şarapnel parçaları bedenini yaktı mı?
Acılarını oyuncak yaptın mı?