DİLİN, ÜLKEN YASAKLI

Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026

 


Bu şehrin çocukları yarım,
yıldızlar kayıp bu şehirde.
Vurmayın, kahpeler, çocuk bedene;
ülkesi işgal altında...!

Dilini yok saydılar, vurdular kelepçe;
yasak koydular diline, kahpeler.
Rengime göz dikti kurşun bakışlı sokak;
işgal ülkenin sürgün çocuğuyum ben.

Ne çok dövdüler çocuk ruhumu;
hayallerim yarım, öksüz koydular.
Kurulan sofranın çocuğu değilim,
kazanda pişen yemek değil acılarım.

Esmerim, kara gözlüyüm, sürgünüm;
vatansızım, üşüyorum!
Sokaklar evim, barikat çıplak bedenim;
yüreğim harlı ateş içinde, çeliktir iradem.

Vurun kahpeler, tenim çeliktendir;
güneşin çocukları, kalkın ayağa!
Haykırışları bütünleyelim çelikten iradeyle;
bedenim çocuk, yüreğim dünya...

Renkler birliğimiz, sözümüz iktidar;
birleşin çocuklar, ülkesi işgal altında olanlar.
Sevdana yasak koydular, kahpeler;
“Sen seversen ülkeler bölünür” dediler.

Sen dağlı, ırgat, hizmetçi, hamal;
yasaklı ülkenin yasaklı çocuğu.
Sen piyanoyla değil, mazgal sesiyle büyüdün;
vurmayın, kirletmeyin çocuk bedenlerini!

Kah şarapnel parçaları, kah kurşun bedende;
yasaklı dilin, yalancıların sofrasında meze.
Kah çıplak ayaklı, kah sokağın dilencisi;
mavi, yeşil, kara gözlü kız çocuğu mendil satar.

Bir tek gülüşüne güneş doğar ülkeme;
sen güldükçe çocuk, gökyüzü mavi.
Yıldızlar ülkesi olur o zaman dilin;
sen gül ki çocuk, savaş çığırtkanları,
talancılar korksun gülüşlerinden Çocuk;