Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026
Bir kayıp ilanı yazabilsem,
çalınan sevdamı,
karanlıklara gömülen yüreğimi,
çalınan baharımı.
Prangalara vurulan ruhumu,
ya umutlarımı, hayallerimi
yazabilen kalem var mı?
Bu gece sendenim, meyhaneci.
Aç bir şişe kırmızı şarap,
mezesi şiir olsun;
yürekten bir tutam sevgi,
kaldıysa yalansız bir sevda.
Koy yanına garnitür olsun;
bu gece sendenim, meyhaneci.
Saymazsak bu gece
dolup boşalan kadehleri.
Eğer sarhoş olursam,
içirdiğin şaraptan değil;
içirilen sevdiğimin ihanetindendir
meyhaneci, şafak vaktidir.
Koy bir kadeh daha;
en sadık dostum yalnızlığım.
Ne kadehleri sayabildim
ne de sensiz geçen zamanı.
Bahar kokulum, yıldızlı bakışlım...
Meyhaneci, sal gelsin
sevdamın ten kokusunu;
sal gelsin ki sarhoş olabileyim.
Sokağın başına astım kayıp ilânımı:
“Ben kayboldum.”
Okuyan herkes geçip gitti, bir tek sen kaldın, meyhaneci.
Camın buğusunda adımı parmağımla yazdım;
silindiğinde anladım: kaybolmak, içeriden başlıyor.
Masaya çöken gölge ahlatçı bir kederdir;
dudak payında birikmiş eski yeminlerin tortusu.
“Affetmek mi, unutmak mı?” diye sorma
ikisi de aynı bıçak, kesişi farklıdır.
Koy son kadehi; gün ağarırsa susacağım,
dönmezse de adı, içimdeki yol dönmeyi bilir.
Kırmızıdan bir damla toprağa dökeyim: payı olsun baharın.
Ben kaybolan ben bulan olursa, kalbimdeki adrese bıraksın.