Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026
Mahir oldum cana can katmaya,
Alnı ak olana yoldaş, pürü-pak gönle sırdaş.
Kadir kıymet bildim insana dair olanı,
İnsan olana eğdim yüreğimin ateşini
Bülbül oldum hakikatin dalında,
Sözümün özünü sakınmadım kimselerden.
Doğru bildiğim yoldan dönmedim asla,
Labirentlerde her dem bir çıkış buldum.
Evreni vatan bildim, bölmedim seni beni,
Elif oldum gönüllere; dik, sade, dosdoğru.
Bir rüzgâr kadar özgürdüm aslında,
Ne estim inciten, ne savurdum kıranı dökeni.
Turna oldum; kanatlarım ıslaktı uçamadım,
Ukde kaldı içimde göklere değmek arzusu.
Yine de gözlerim ufkun çizgisinde idi,
Yolun ışığına sığınırdı her soluk alışım.
Gölge olmadım eğri yola,
Hakikatin güneşinden kaçmadı yüzüm.
Riyakâra ne söz verdim ne selam,
Eğilmedim korkunun ya da nimetin önünde.
Ulak oldum güzel olana,
Kelamımı sevdayla mühürledim.
Lal olan gönüllere tercüme ettim umudu,
Sessizliğin içinden kurdum en berrak dili.
Yorgun gecelerden geçtim mavi bir kalple,
Her darbe bir ışık doğurdu içimde.
Kırılan yanlarımı sevdayla onardım,
İncinen ruhumu sevgiyle yeniden kurdum.
Ve vardığım yerde öğrendim ki:
Mavi bir kalp, hakikatin en saf rengidir.
İnsan, insana tutununca tamam olur,
Ben de tutundum hayata; sevdayla, umutla, sözle.