MOR ÇİĞDEMDE DOĞAN AŞK

Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026

Oy oy... Alevler düştü bağrıma;
mor menekşeler yürür içimde gece gündüz.
At üstünde göğsü güneşe duran bir düş gibi,
sırtını Goşkar Baba’ya yaslamış ağır bir esinti...
Berivan... Adın anılınca bile dağ hafifler,
rüzgâr sende bir gölge bulur, usulca eğilir.

Kış çekilir yamaçlardan,
Varto’nun taşlarında buz susar.
Toprak çatlar, derinden bir ışık doğar:
Mor Çiğdem... Sessiz gelin... Baharın ilk nefesi.
Kökü derin, sesi yok; ama
her açışında bir sevda kıpırdar vadilerde.

Çoban sürüsünü alır dağ yoluna,
kavalında Varto’nun içli bir rüzgârı.
Kıl çadırların dumanı yükselir yaylanın üstüne,
göçebelerin sabah izleri siner ovaya.
Her ötüşünde taşın kalbi kıpırdar,
kuşların kanadı bile durur havada.

Dağlar sezer bu sessiz akışı
göçebelerin hayvan otlattığı uçsuz vadilerde.
Çadır kapılarından geçen rüzgâr
çiğdemlerin başını okşar ince bir esintiyle.
Çiğdemlerin gövdesi titrer bu tınıya;
yaylanın kalbi çobanın ezgisiyle aynı nefeste atar.

Berivan... Sabahın yükünü omuzlayan kadın;
helke’sinde emek kokusu, adımlarında bahar taşır.
Kıl çadırların gölgesinden geçerken
toprak uyanır, renkler yer değiştirir usulca.
Badem gözlü güzelliğin esince
Varto’nun gülleri bile susar derin bir sessizlikle.

Oy oy... Dağların pusunda ağır bir sessizlik,
aşkın göç yolu gibi çöker ovaya.
Kurdu kuşu bile gölgede derinleşir,
belli ki büyük bir şey yaklaşır vadilere.
Toprakta bir Mor Çiğdem titrer usulca;

Berivan’ın adının yankısıdır bu ince ürperti.
Çoban kavalına dokunur yeniden,
yalnızlığın külü savrulur ezginin ucunda.
Göçebe akşamlarında tütmüş ocaklar
bu sesle yeniden ısınır uzaklarda.

Sürünün çanı ince bir tını salar;
Varto’nun karı bile erir bu sıcaklığa.
Berivan’ın bakışı bir an çobanın yüreğine yaslanır;
gökyüzü durur, renkler başka bir nefes gibi düşer.
Dağların gölgesi ince perde gibi iner 

Mor Çiğdem’e;
sanki rüzgâr yön değiştirir çiçeklerin arasından.
İki kalbin arasına sessiz bir yol iner,
adsız bir şafak yükselir suskun bir vadiden.
Gire-boğa’nın taşına yaslanır bu sevda,
rüzgârın hafızasında saklı kalır Berivan.

Mor Çiğdem açtıkça bahar
genişler senin gözlerinde.
Dağlar kadar derin bir sevdanın izi
kök salar toprağa sessizce.
Kıl çadırların dillerinde dolaşır artık hikâyen,
göçebe obalarında kılama dönüşür; sonsuza çalar.

Dağların ardında çoğalan bir türkü gibi
Berivan’ın adı yaylanın göğüne yazılır.
Sevdanın suları serin akar 
Varto’dan, yüreğe dokunan o ince sızıyla.
Çobanın abasının altında saklıdır hatıralar;
yürür dağ başlarına usul usul.

Yaylanın dili titrer, ezgiye dönüşür;
yalnızlığın dumanı savrulur kavalın ucunda.
Her nefeste Berivan’ın gölgesi uzar vadilere;
her adımda büyür bu adsız sevda yolu.

Berivan...
Mor Çiğdem’in kaderine yazılmış bir nefes gibi
yaylanın ruhunda dolaşır adın.
Dağlar seni duyunca hafifler;
rüzgâr seni taşıyınca yumuşar taşın kalbi.
Ben bilirim ki bu sevda
Varto’nun çiçekleri gibi:
soğukta doğar, ateşle büyür, hiçbir mevsimde solmaz.