NAR AĞACININ DİBİNDE

Ali Baba Karakaş – 17 Şubat 2026

Bir güzel gördüm, yaslanmış nar ağacına;
narlar çatlamış, dökülmüş dibine.
Türküsünü söyler, yankısı vadiye savrulur;
varıp sormak istedim: “Seni hangi rüzgâr,
yoksa savuran sevda mı getirdi buraya?”

Saçlarına dolaşmış nar çiçeği kırmızısı,
yanaklarına vurmuş akşamın alacası.
Gözleri, dallarından süzülen iki damla su;
ne zaman baksam çoğalır içimde susuzluk,
dudaklarında yarım kalmış bir gülüş uyur.

Eteklerinin ucunda gezer serin bir rüzgâr,
içimde biriken dumanı savurur uzaklara.
Nar taneleri gibi dağılmış yıllarım yere;
her tanede başka bir bekleyiş, başka bir yaram,
bir ben toplamıyorum kendimi, kalıyorum öylece.

Dedim ki: “Güzel, narlar gibi çatladı içim,
döküldü dallarından çocukluk mevsimlerim.
Sen hangi şarkının içinden yürüyüp geldin?”
Sustu, sadece nar yaprakları kımıldadı;
yüreğime düştü ismini bilmediğim bir sızı.

Bilirim ki her nar tanesi saklar bir sır;
kim bilir kaç sevdanın yeminine şahit bu ağaç.
Sen de yaslanmışsın gövdesine, ben de yüreğine;
birimiz dalında kalmış, birimiz dibine düşmüş,
ikimiz de aynı türkünün içinde savrulmuşuz.