Ali Baba Karakaş – 17 Şubat 2026
Sen giderken, ruhumu alıp götürdün;
sevdamıza söylenen şarkı öksüz kaldı.
Canımın yarısıydın, ey sevgilim,
ellerim boşlukta kaldı, üşüyor yokluğuna.
Gözlerin ruhumu yansıtan aynamdı,
yokluğunda aynalara bakamaz oldum.
Kırıldı içim, tuzla buz döküldü yere;
paramparça içim, sessizlikte yankılandı.
Sensiz uyanan sabahlar kış kesilir;
odama çöken sessizlik zemheri kadar ağır.
Boş yastığa yüzümü çeviririm hep,
“Günaydın” derim—sesim duvarlara çarpar, döner.
Parfüm kokun hâlâ yastığın beyazında;
gülüşün duvarlarda asılı bir ışık.
Sen yoksun artık; adın dolaşır duvar diplerinde,
adımların yerine karanlık dolaşır şimdi.
Her köşede bir anımız saklı durur;
rüzgârda, perdede, kadehte sesin.
Elimi uzatsam dokunacak gibiyim;
ama uzandığım her yer boşluk kesilir.
Gel sevgilim… varlığınla yeniden doğsun güneş,
sensizliğin zinciri çözülsün ruhumdan.
Ey gönlümün tek sevdası, sol yanım;
dön ki bu aşk evrende yeniden nefes alsın.
Bilirsin… bazı aşklar ölmez,
sadece zamanın derinliğine saklanır.
Sen bende öyle kaldın, ey sevdam—
adın bir ateş, yokluğun karanlık.