Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026
Neredeyim gönül?
Kapılar yüzüme kapanmış şehirlerin kıyısında mıyım,
yoksa çocukluğumun gölgesinde
yeniden kaybolan bir yolcuyum ben?
Bir yanım dağların sessizliğinde,
bir yanım tren garlarının gürültüsünde kaldı.
İlk adımı attığım sokak
soğuk bir taş gibi karşılayıp ürpertti beni.
Köyün sıcak toprağından
birden kentin yabancı rüzgârına savruldum.
Kimse bilmedi içimdeki ürkek çocuğu,
kimse duymadı içimdeki sızıyı.
Köyümde gökyüzü avuç kadar yakındı,
burada ise herkes göğe yabancı.
Binalar üstüme yürür gibi
nefesimi sıkıştırdı geceler.
Ben neredeydim gönül?
Kendi adımı bile tanıyamadığım bir karanlıktaydım.
Denizi su bilip eğildiğim günü hatırlarım;
tuz dudaklarımı yakarken
çocukluğum gözlerime çöktü.
Köyümde her su umut taşırdı,
buradaysa sular bile yabancıydı bana.
O an anladım:
Her şehir çocuğu sevmez.
Konuşulan dili bilmezdim;
kelimeler yüzüme değen yabancı bir rüzgâr gibiydi.
Benim dilim kor ateşinden çıkmıştı
yanardı, kıvılcımlar taşırdı.
Ama burada
her harfi sessizliğe gömülmüş bir çocuktu.
Annemin mezar taşını aradım gecelerce;
ürktüğüm her köşede
onun sıcaklığını sanırdım rüzgârdan.
O taş olsaydı dokunur, yaslanır,
korkumu dindirirdim.
Ama gurbet...
Bir mezar taşını bile esirgiyor insandan.
Bu şehirde büyümedim ben;
bu şehirde eksildim.
Gözyaşımı saklayacak bir omzum yoktu,
öfkemi gömecek bir toprağım.
Suratıma inen her söz,
çocukluğumdan bir parça kopardı.
Ülkem...
Adını fısıldamaya bile korktuğum ülkem.
Yasaklı bir ninni gibi
dilimde eksik büyüdü.
Ben o ülkenin yetim sesiydim
ve hiçbir şehir
bir halkın yarasını saramaz.
Sonra sen geldin...
Adımın ağırlığını unuttum,
içimde kırık olan ne varsa toparlandı.
Sokaklara değil,
senin gözlerine demirledim bu kez.
İlk kez “buradayım” diyebildim kendime.
Sen dokununca çözülür sandım geceler;
korkularımın karanlığı inceldi biraz.
Çocukluğum, senin omzuna yasladığında
kendi sesini buldu yeniden.
Aşk,
bazen bir memleket kadar sıcak olurmuş.
Gurbet ağırdır sevgilim;
ama sen yanımdayken
taşıyabildim o yükü.
Bir halkın susturulan deliydim ben,
sen avuçlarıma harf,
Şimdi soruyorum gönüle:
Ben neredeyim?
Bir şehrin karanlığında mı,
bir ülkenin yasaklı toprağında mı?
Hayır...
Ben senin sesinde,
senin nefesinde,
senin dokunuşunda yeniden doğan
o çocuğum şimdi.