Ali Baba Karakaş – 02 Mart 2026
Adımı sormayın; ben kır çiçeğiyim,
yoldan esen rüzgâra, yoldan geçen sevdaya açık.
Yolum sevgiyedir, gönlüm sevdaya;
gönlüme düşene yarenlik eylemek niyetim,
ki susuz kalmasın bir tek filiz,
gölgesiz kalmasın bir tek yürek.
Heybemi sormayın; topladım hüzünlerimi,
bir küfesine yükledim eski yaraları,
ötekine koydum çocukluk hayallerini.
Toprak Ana’ya serpiştireyim hepsini,
umutlar filizlensin, aşkın suyuyla şişsin,
göğün mavi kasnağına tutunsun dal uçları.
Bahar çiçekleri açılsın yüreğinde;
ben bağdaş kurup oturmuşum sesine,
Toprak Ana minderim, sabrım yastık.
Ressam, tuvaline beni düşürür bir an,
kirpiklerinin kıyısına konar renkler;
gülüşünün tonunu gizlerim avucumda.
Ve yüreğimdeki sevdayı,
atlamadan tek bir ayrıntısını rengin,
şair gözlerimle uzakları seyrederim:
Yamaçlar çağırır, dere iç çeker,
bir turna gölgesinde çoğalırım;
dize dize akar içim, sana varır.
Derviş gibi bağdaş kurmuşum; sazın akorda ihtiyacı yok,
çünkü telin perdesi gönül perdemdir.
Dokun, perde perde gezsin parmaklarım,
hüzün düşmesin gönüllere artık.
Kır çiçekleri yarenlik eylesin bana;
her notada bir papatya, bir menekşe koksun.
Sırtım doğan güneşe, gönlüm sevdana çevrili;
arayıp durmayın yıldızları, gözlerimde toplandılar.
Ay düştü kır çiçeğinin gönlüne,
gümüş bir iz kaldı geceye;
o izi sürerek bulurum seni,
susuz bir pınara su yürür gibi.
Heybemden çıkarırım kakılmış acıları;
toprağa karıştırır, üstünü sevdayla örterim.
Bir tohumdur sözüm, bir ışıktır bakışın;
birlikte nöbet tutarız kırağıya karşı.
Yel dindi mi, bilirim:
kalbinin kıyısında kök salmıştır adım.
Gelin, canlar; sevgi olalım, aşk olalım,
paylaşalım ekmeği, göğü, gölgesini ağacın.
Ben kır çiçeği, sen rüzgâr;
birlikte eğilelim dünyanın yorgunluğuna.
Adımı sormayın yine de
ben sizin yüreğinizde açan o küçük, inatçı çiçeğim.