Ali Baba Karakaş – 18 Şubat 2026
Geceler hüzünle dolu yokluğunda,
Zaman akmıyor, evrilmiyor sabaha.
Birlikte yudumladığımız kahve,
Fincanları ve cezvesi öksüz kaldı.
Her sabah kapısını çaldığım çiçekçi,
Yolumu gözetler gibi bakıyordu sessizce.
Bugün kilit vurdum yüreğime,
Anahtarını okyanusa savurdum.
Sılada sensiz zaman geçmiyor,
Günler aylara evrildi, seni bekliyorum.
Yüreğimdeki hasret acıya dönüştü,
Zindana düşmüş bir mahkûm gibiyim.
Sıla, zalim bir gardiyan gibi,
Sürgüsünü çekmiş ruhuma.
Akşam karanlığı çökmüş içime,
Yokluğun yüreğimde, gözlerimde hüzün.
Ruhuma sis gibi çöktü keder,
Özlem kelepçe gibi canımı yakıyor.
Sabahın ilk ışıklarında, nemli havada
Düştüm sokaklara, yürüyorum bilinmeze.
Üstüme üstüme yağıyor Londra,
Ruhuma korku düştü yalnızlığımla.
Sanki bütün sokak başları tutulmuş,
Sana varmamı engellercesine.
Tütülmüş sokak başları sevgilim,
Bütün gözler üstümde, dolu yağar gibi.
Çiseleyen yağmur altında seni düşünüyorum,
Selvi boylum, mavi giysiler içinde.
Seni düşünüyorum, göz göze bakışımızı,
Yıldızlı gözlerini, mavi giysiler içinde.
Şarabı yudumlarken kırmızı rujunu,
Kahkahalarına kat beni sevgilim.