“ZİNCİR KIRANLAR”

Ali Baba Karakaş – 26 Aralık 2025


Zincir vuruldu sabaha, sustu meydan, sustu halk,
Bir emirle çöktü göğe, demirden bir cellât alçak.
Kurşun yağdı duvarlara, kitaplar yandı birer birer,
Bir ülke sustu postalla, bir millet düştü kedere.

Siyah beyaz ekranlarda, kan kusardı birer yemin,
Yüzü maskeli cellatlar, dönerdi zulmün çarkını.
Bir çığlık yankı bulurdu, bodrumlarda, duvarlarda,
Güneşin çocuklarıydı, direnen o karanlıkta.

Eylül geldi, ayaz indi, dağlar bile sustu birden,
Zemheri düştü yüreğe, umutlar gömüldü derin.
Barikat oldu bedenler, çıplak ama dimdik duran,
İşkenceye inat yaşar, özgürlüğe kurulan an.

Kurşun değil sadece, söz de saplandı etimize,
Kalibreli cümlelerle, işkence oldu dilimize.
Bir harf bile suç sayıldı, bir şiir bile tehditti,
Ama susmadı kalemler, direnişti her heceydi.

Salyalı emirle gelen, postallı zebaniler,
Kalktı amuda vicdanlar, sustu hukuk, sustu er.
Yeminli katil dönerken, halkın üstüne gölgesi,
Bir çocuk ağladı sessiz, duvarlarda yankısı.

Memleketin dört bir yanı, gözaltıydı, hücreydi,
Bir sabah alındı gençler, suçları: düşünmekti.
Ne bir mahkeme sorardı, ne bir savcı dinlerdi,
Adalet postal giymişti, vicdanlar sürgündeydi.

Ama bir kıvılcım vardı, karanlığın tam ortasında,
Bir şarkı yükseldi ansız, zincir kıranların ağzında.
Bir duvar yıkıldı birden, bir slogan yankılandı:
“Bu ülke bizimdir hâlâ, zulme boyun eğilmez!”

Şimdi tarih yazıyor, o günleri bir bir yeniden,
Unutma 12 Eylül’ü, unutma düşenleri erken.
Her mısra bir direniş, her kıta bir hatıradır,
Özgürlük marş olur bir gün, halkın sesi yankıdır.

Onlarca genç şafakta, darağacında ser verdi,
Sır vermedi cellâda, gözlerinde isyan teri.
Yıldızlara karıştı birer birer sosyalist düş,
Toprağa değil tarihe gömüldü onlarca yiğitbaş.