Ali Baba Karakaş – 18 Şubat 2026
Varto,
taşın bile hafızası olan bir yerdir.
Goşkar Baba’nın dağları
yüzyıllardır susarak anlatır olanı biteni.
O dağlardan bir ses indi mi vadilere
bilinir ki ya bir acı konuşur
ya da bir kadın.
Berivan,
adın sabahın en erken vaktidir burada.
Güneş henüz söze başlamamışken
sen başlarsın hayata.
Emeğin süt kokusudur,
ellerinde dağın soğuğu,
yüreğinde yazdan kalma bir sıcaklık.
Goşkar Baba’nın deresi
sesini senden öğrenmiştir sanki;
taşa çarpıp çoğalır,
susmaz, yorulmaz.
Sen yürüdüğünde
su bile yolunu değiştirir.
Kuğu Tepesi vardır ya, sabah güneşini
en yalın, en yakın izleyen yer…
İlk ışık oraya düşer,
sonra bütün Varto’ya yayılır.
İşte gözlerin öyledir senin—
ilk bakışta doğan bir gün gibi.
Bakan, karanlığını unutur.
Gözlerin…
Kaç çoban yazabildi o gözlere?
Kaç dengibej, kaç şair
sesini kaybetti bakışlarında?
O gözlerde bir dağ susar
bir nehir konuşur,
bir memleket ayağa kalkar.
Güzelliğin, süsle gelmez,
yerinde durur.
Taş gibi, dağ gibi.
Bakınca insan
diz çökmek ister, dokununca
incitmekten korkar.
Sesin yükselince
türkü olmaktan çıkar;
hikâye olur, yük olur,
emanet olur.
Dengbejlik dediğin
sesin omuzlayabilmek se eğer,
sen sözün kendisi olmuşsun..
Aşk mı bu?
Evet…
Ama Varto’da aşk
bağırmaz.
Aşk burada
bakışta durur,
sesin içinde saklanır,
saygıyla büyür.
Berivan,
Goşkar Baba şahittir,
Kuğu Tepesi bilir.
Güneş her sabah
ilk sana dokunur.
Ben dinledikçe
kalbim Varto olur,
yolum sana çıkar, özüm özüne varır.
O gözlerde
geceyi unutan bir ay var
sabahı erken çağıran bir ışık
Sen bakınca dağlar yer değiştirir.
zaman susar Berivan konuşur..