ÖZLEMLERİM ÇOĞALDI SILADA

Ali Baba Karakaş – 18 Şubat 2026

Bugün bütün özlemlerim, anlaş mışcasına, Bir film şeridi gibi dizildi yan yana. Yakamdan düş artık; sıla, zindan gibisin, Sılada özlemler yürekte çekilmiyor, kanıyor. Öyle bir hüzün sardı ki ruhumu, Garip bir sızı düştü yüreğimin ortasına. Ağla gözlerim, hıçkıra hıçkıra ağla, Haykır göğe, çığlık çığlığa; duyan olmaz nasıl olsa. Gariptir; yalnızlıktır sıla, gören yok. Sıla öylesine zalim, öylesine soğuk; üşüyorum. Sılada öksüz kalmış körpe bir çocuk gibiyim, Ne koynuna sığınacak bir anne şefkati var, Ne de sevdiğinin sıcak yüreği… Dost arama; yabancısın bu diyarda artık. Bildiklerim yanılttı beni sılada, Denizin ortasında dümeni kilitlenmiş İmdat çığlıkları atan bir kaptan gibiyim. Güvenecek bir liman ararım, sığınacak bir yurt. Her yanımı sızı sardı; yüreğim kasılıyor. Memleketim, sana özlem içimde bir kor, ruhumda bir sızı. Romatizma ağrıları gibisin ey sıla, Benden uzak dur; çek elini yakamdan artık. Nefesimi kesiyor memleket hasreti, Ben üşüyorum… özlemlerim büyüdükçe daha çok üşüyorum. Dönmek isterim belki bir gün diyarlara, Ama yollar taş, ama yollar diken dolu. Bir yanım “git” diye bağırır hoyratça, Bir yanım “kal” der; üşümesin çocukluğumun soluğu. Sıla, sen büyüttün içimde bu yangını, Gurbetse her nefeste kül savurur avluma. İkisi arasında sıkışmış bir göçmen kuşum; Kanadım kırık, yönüm kayıp, göğüm darmadağın.